St. Valentine kimdir

Bir bireyin gayretinden, dünya çapında bir güne dönüşen adamdan bahsedeceğim size. Asırlar evvelinde yaşadığından erişeceğim bilgiler ne yazık ki ki kısıtlı oldu ve “Çocukluğu”, “Eğitim yaşamı” gibi başlıklar açıp bilgilendirme yapamayacağım. Bu kere yazacaklarım tamamen sevginin beden bulmuş hali ile bir insanın yaşadıkları.

Efsane ya da reel, bir zamanlar yaşadığına inanılan St. Valentine isminde biri var ve aşk kısmetine gösterdiği gayret netlikle takdire şayan. Kalbinin pusulasını sevgide statiklemiş bir adam, bugünümüze ışık yakalıyor. Asırlar var sayamayız; ama St. Valentine bugüne verdiği ismiyle hep yaşamımızda.

Rahip Valentine

Valentine, III. Yy’da yaşayan bir rahipti. Tüm varlığını Tanrı’ya adamış, iyiliği, hoşluğu, sevgiyi özümsemişti. Öyle ki, gün gelecek insanlar onu bu kelimeyle bir arada anacaktı.

Bu yarıyılın imparatoru II. Claudius idi. Roma’yı kendi katı kaideleri ve gaddar karakteri ile idarıyordu. Savaşa susamış ruhu ile askerleri ve ulusu üzerinde büyük bir baskısı vardı. Claudius’un en büyük ve hatta tek tasayı, ordusunda savaşacak askerlerdi. Zira savaşacak asker bulamıyordu ve ona göre bunun tek nedeni, Roma erkeklerinin aşklarını vazgeçmek istememeleriydi.

Claudius gibi bir imparatorun çözümü, natürel ki acımasızca olacaktı…

Roma’da konutluluk yasak

Claudius, çözüm olarak askerlerin evlenmesini menetti; tüm nişan ve konutluluklar iptal edildi.

St. Valentine, samimi bir rahipti. Bu baskıya boyun eğenlerden olmamayı seçti. Ayrıca onun çok özel bir vazifeyi vardı. O bir din adamıydı. Bunu kabullenmesi muhtemel değildi. Kendisi gibi papaz olan St. Marius ile birlikte yasağı deldi ve çiftlerin nikahlarını saklıca kıymaya devam etti.

Evlendirdiği çiftler yanına kâr kaladursun, Claudius, bu vaziyeti bir zaman sonra bildi. Cezaları içinse azabı caniceydi…

14 Şubat 269

Bir dedikoduya göre cezaları sopa ile öldüresiye vurulmaktı. Bir başka dedikoduya göre ise, ibreti alem için yakılmıştı. İmparator Claudius, kaidelerinin uygulanmaması vaziyetinde neler olacağını ispatlamıştı.

Tarih 14 Şubat 269’u gösteriyordu. St. Valentine, Hristiyan Şehitliğine gömüldü.

Valentine, vefata yolcu edilmeden evvelki günlerini mapusta geçirmişti. Burada gardiyanın kızına aşık oldu. Aşk, ruhunu sarıp sarmalamıştı. Rahip olduğunun elbette farkındaydı; bir de yaşamının sonlanacağının. Buradan kurtulamayacağını öğreniyordu. Masum duygularını içine gizlemek yerine bir mektuba döktü.

14 Şubat günü, vefata giderken, Saint Valentine imzasını taşıyan aşk mektubu, gardiyanın kızına eriştirildi. Efsane bu istikametiyle de, sevgiliye kart atma ananesini doğurmuş oldu.

Kilisenin kararı

Şubat ayının ortasına denk gelen bir şenlik vardı; Lupercalia Şenliği. Pagan inancında 14 Şubat, tabiatın tekerrür uyanması, baharın geldiği anlamına geliyordu. Bu kabul edilişin arkasındaki kahraman ise, aşk; kuşların aşk mevsiminin başlangıcıydı.

Ancak bu şenliği, Roma’daki putperestler, yaradanları için kutluyordu. Şenlikte, Romalı genç kızlar ve erkekler bir araya kazançtı. Bunun için de bir reyin oynanırdı. Kızların ismi kağıtlara yazılır ve çömleğe atılırdı. Sonrası piyango. Erkekler kimin isminin yazılı olduğu kağıdı sürüklerse, şenlik süresince genç kıza eşlik eder ve evet, bu tanışma konutlulukla sonuçlanırdı.

Hristiyan Kilisesi ilk kurulduğunda, kilisenin papazları, bu ananesel törenin, özellikle putperestler ile beraber anılmasını istemediler. Çözüm olarak ise, şenliğin başladığı ilk günü, Aziz Valentine Günü kabul ettiler.

St. Valentine’nin vefatından asırlar sonra

Papa Gelasius, bütün iki yüzyıl sonra, 498’de, Daha Önceki Romalılar’ın ananeyi ile St. Valentine’i birleştirdi ve 14 Şubat’ı “Saint Valentine Day” bülten etti. Bu sefer, buradan dünyaya doğru açılan bir gün doğmuştu.

Bu tarihten itibaren sevgililer, 14 Şubat’ı minik anekdotlarla, armağanlarla kutlamaya başladı. Günün odak noktası, birbirini beğenen iki insanın karşılıklı olarak sevgilerini sarihe vuran aşk anekdotları vazgeçmesiydi.

Günümüze kadar aktarılması muhtemel olan ve şu anda British Museum’de muhafaza edilen ilk kartı ise, bu bültenden asırlar sonra, 1415’te, Orleans Dükü Charles tarafından Londra’da mapusta olduğu zaman 14 Şubat’ta, karısına yazmıştı.

Asırlar süren uyku

Kilisenin resmileştirdiği tarih, bir zaman bu biçimde kutlansa da, asırlar süren bir uykuya dalacaktı. Orta çağ süresince 14 Şubat hiç kutlanmadı.

Ta ki 18. Yy’a kadar. Saint Valentine Day, 18. Yy’dan sonra yine yaşama geçti.

18. yy ve sonrası

18. yy’a gelindiğinde Aziz Valentine Günü tekerrür kutlanmaya başlamıştı. Bu sefer bir canlılık da mevzubahisiydi. Ticarileşmeye doğru gidiliyordu.

Evvel dantelalı süslemeli kartlar çıktı piyasaya. Bunlar üretilen ilk sevgili kartlarıydı. 18. Yy ortalarında üretilen bu kartlar, Sevgililer Günü Endüstrisi’nin ilk adımıydı. Posta yaygınlaşmıştı. Ucuzdu da. Ve bu adımı resmileştiren ise, 1840’ta, Ester A. Howland oldu. Bir ananeden, ticaret piyasası doğuyordu.

Bugün

Bugün ise Sevgililer Günü hala kutlanıyor. Kimi kesim bu günü bir para tuzağı olarak görse de, derin anlamlar yükleyip sevgisini ifade eden de az değil.

Elbette asırlar geçti üzerinden. İnsanların fiziksel görünümü bile değişti. Haliyle bugün Sevgililer Günü, bir kart üzerine sevgi kelimeleri yazmaktan daha aşırısı. Artık bir tektaşın yerini yakalayamıyor hiçbir şey.

Aşıkların Azizi

Bu kısmı sona vazgeçmek istedim. Valentine, kelime anlamı olarak Batı’da “Sevilen şahıs”ya da “Sevgili” anlamındadır ve tam bir yaşam düşünüldüğünde, bu hiç de tesadüfi değil gibi.

Ailesinin ona hiç öğrenmeden bu adı vermesi; Valentine’in inancına yönelip bir rahip olması, iyiliğin peşinden gitmesi ve bizim onu bugün dahi anmamız bir rastla olamazmış gibi. Sıralı bir biçimde karşımıza çıkanları içimizde inandığımız bir yaratanın verdiği eforla yaşıyoruz. Valentine, o gün askerlere takviye etmeyi seçti ve sevginin timsali oldu.

Bir madalyonun iki değil rakamsız suratı vardı emin ki ve Valentine, onun en parlak suratını seçmeyi seçim etmişti. Öyle ki, anlamını çözene, bugün insana yolunu sevgiden geçirmenin bedelini aşıladı. Dilerim yaşamımıza değen ne varsa anlamını anlamak kısmet olsun.

Damla Karakuş

[email protected]

Anekdot:

Yaşam Öyküsünü okumak istediğiniz şahısları lütfen bizimle paylaşın.

Instagram: biyografivekitap

özel içeriğidir.