Sarayı görmezden gelmeyin

Beyinde var olan elektriğin fazla çoğalması neticeyi ortaya çıkan sara, dünya genelinde en sık görülen nörolojik hastalık olarak karşımıza çıkıyor. Türkiye’de bugün takribî 1 milyon saralı fert yaşıyor. Doğru rehabilitasyonla hastaların çoğunun hakimiyet altına alınabildiği sara hakkındaki ön yargılar ise hastaların yaşamını güçleştiriyor. Türk Sara İle Savaş Derneği tarafından UCB Pharma’nın şartsız katkılarıyla yaşama geçirilen ve bu sene 4’üncüsü tertip edilen ‘Sara İçin Bak’ kampanyası cemiyetin herkes gibi bir parçası olan saralı fertlerin ve yakınlarının yaşadıkları güçlüklere dikkat sürüklüyor.

Rehabilitasyon ile hakimiyet edilebilir

Bugüne kadar binlerce şahıs tarafından desteklenen kampanya, saralı fertlerin yaşadıkları güçlüklere ve cemiyetsel baskılara dikkat sürüklüyor. Kampanyanın 4’üncü senesinde de binlerce saralı fert ve yakınlarının sesi olduğuna değinen Türk Sara ile Savaş Derneği Başkanı Prof. Dr. Naz Yeni, “Sara, herkesin başına gelebilecek kronik, aynı zamanda rehabilitasyon ile yüksek oranda hakimiyet altına alınabilecek bir hastalık. Buna karşılık bugün hala cemiyetimizde süregelen yanlış bilgiler sebebiyle sara hastaları günlük yaşamdan dışlanıyor. Sara İçin Bak kampanyası ile saraya olan ön yargıları ortadan kaldırmayı ve saralı fertleri topluma kazandırmayı kastediyoruz” diyor.

“Saralı fertler de çalışabilir”

Türkiye’de bir hayli şahıs hala sara hastalığını bütün olarak öğrenmiyor. Sara hakkındaki en büyük ön yargıların, hastalığın bulaşıcı olduğu başta olmak üzere bir hayli yanlış bilgiden kaynaklandığı görülüyor. Saraya olan bakış açısı sebebiyle bugün bir hayli saralı fert; iş sahibi olamıyor, mektebe gidemiyor, evlenemiyor.

Sarayı ve ülkemizdeki algısını değerlendiren Prof. Dr. Naz Yeni, saralı fertlerin bir haylisinde düşünülenin aksine akıl ve fiziksel gelişim geriliği olmadığını vurgulayarak laflarına şöyle devam ettirdi: “Saralı fertler de rastgele birimiz gibi çalışabilir, mektebe gidebilir, evlenebilir yaşamın tüm sosyal alanlarında faal rol alıp üretebilir. Sara kronik bir vaziyettir ve bazı fertlerde ilaç rehabilitasyonuyla hakimiyet altında yakalanabileceği gibi, kimilerinde de tamamen yok olabilir. Sarası olduğunu bildiğimiz bir ferde devamlı “hasta” olduğunu andırdırmak da hiç doğru bir yaklaşım değil. Bu vaziyet motivasyonlarını makûs istikamette etkileyebileceği gibi aynı zamanda fertte anksiyete, bunalım gibi psikolojik rahatsızlıkların oluşmasına da neden olabilir. Bu sebeple saralı fertlere, herkese olduğu gibi davranmalı ve saranın farkında olarak onlara yardım olmalıyız” dedi.

“Nöbet anında doğru müdahale çok ehemmiyetli”

Nöbet geçiren bir sara hastası ile karşılaştığımızda alacağımız aksiyonlar da büyük ehemmiyet taşıyor. Bu şahıslara doğru biçimde yardım olmak ve yanlış uygulamalardan sakınmak gerektiği güzergahında ihtarlarda bulunan Prof. Dr. Naz Yeni, mevzuyla alakalı şunları söyledi: “Saralı fertlere takviye etmek ismine nöbet anında ulus arasına da sıkça müracaat etilen soğan koklatma, tokat atma ya da hastanın ağzını güçle açmaya çalışma gibi eylemler netlikle seçim edilmemeli. Bu eylemler saralı ferdi nöbetten çıkarmaz bütün tersine, o şahsa hasar verme tehlikeyi çok daha yüksektir.

Bu sebeple kriz geçiren bir şahıs ile karşılaştığımızda bu şahsı anında çevresindeki sert cisimlerden uzaklaştırmalı, kafasının altına yumuşak bir cisim koymalı ve darbe almasını yasaklamalı, ağzı şayet sarihse hastayı yan çevirerek ağzından gelen akışkanın akmasına takviyeci olmalı ve nöbetin 5 dakikadan uzun sürmesi gidişatında süratlice ambulans çağırmalıyız. Unutmayalım ki nöbet anında bir saralı ferde doğru müdahale ile yaşamını kurtarabilir yanlış müdahale ile de can güvenliğini tehdit edebiliriz. Bu sebeple her birimiz nöbet anında ilk müdahale hakkında bir şuur sahibi olmalıyız.”